Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükselerek bu konumunu kalıcı hale getirdiğini belirterek, “Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu..

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükselerek bu konumunu kalıcı hale getirdiğini belirterek, “Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik dönüşüm süreci ve teknolojik atılımları hakkında kritik açıklamalarda bulundu. Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı’nda konuşan Yılmaz, Türkiye’nin 2025 yılı itibarıyla dünya ekonomisindeki konumunun bir üst basamağa taşınacağını vurguladı.

“ÜST GELİR GRUBUNA İLK ADIMI ATIYORUZ”
Türkiye’nin son yirmi yıldaki ekonomik performansına değinen Yılmaz, “Türkiye, son 23 yılda alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yüksek gelirli ülkeler ligine geçiş sürecindeyiz ve bunu da kalıcı hale getireceksek mutlaka katma değeri yükselten yenilikçi, girişimci bir yapıyı tahkim etmemiz gerekiyor” dedi.
Yılmaz, Türkiye’nin ilk defa Dünya Bankası sınıflandırmasına göre 2025’te üst gelir grubuna en alt basamaktan da olsa adım atacağını belirterek, bu eşiğin aşılmasının önemine dikkat çekti.
ORTA GELİR TUZAĞI VE TEKNOLOJİ AÇMAZI
Kalkınma literatüründeki “orta gelir tuzağı” riskine işaret eden Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin bu kritik eşikteki stratejisini şu sözlerle özetledi:
“Orta gelir tuzağını şöyle tarif edebilirim en basit şekilde, öyle bir noktaya geliyorsunuz ki artık işçilik maliyetleriniz, emek maliyetleriniz gelişmekte olan ülkelere göre çok daha yüksek. Şehirleşmeyle artan beklentilerle, başka faktörlerle birlikte işgücü maliyetleriniz yükseliyor. Diğer taraftan teknolojik olarak da yüksek teknolojiye sahip ülkelerin seviyesine henüz ulaşmamış oluyorsunuz. Yüksek teknoloji anlamında da gelişmiş ülkelerle rekabette zorlanıyorsunuz. İki arada bir derede denen bir vaziyetle, açmazla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ama her açmazın da bir açarı var. Bir şekilde bunlar aşılıyor. Orta gelir tuzağını aşıp daha yukarı düzeye çıkmanız lazım.”
YAPAY ZEKA: “ELEKTRİĞİN İCADI KADAR DÖNÜŞTÜRÜCÜ”
Yapay zekayı sadece bir teknoloji değil, tüm sektörleri etkileyen yatay bir güç olarak tanımlayan Yılmaz, “Yapay zekayı dijitalleşme sürecinde teknolojilerden bir teknoloji olarak görmüyoruz. Bazıları elektriğin icadına benzetiyor. Bütün alanları etkileyen, her alana sirayet eden bir teknoloji olarak gelişiyor yapay zeka. Kamu yönetiminden enerjiye, sağlıktan tarıma her konuya dönüştürücü etkisi olan bir teknolojiden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
“ÜÇÜZ DÖNÜŞÜM”: DİJİTAL, YEŞİL VE SOSYAL
Yılmaz, yeni teknolojilerin beraberinde getirdiği sosyal risklere karşı “üçüz dönüşüm” modelini önerdi. Teknolojinin toplumun tamamına yayılması gerektiğini savunan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Yeni teknolojiler bir taraftan büyük bir verimlilik artışı getirirken, rekabet gücü, yenilikçilik kapasitesi doğururken, bir taraftan da iyi yönetilemezse kapsayıcı ve insan odaklı kalkınma bakımından ciddi riskler de barındırıyor. Biz, bu teknolojileri toplumun tamamına yaygınlaştıramazsak, toplumun büyük bir kısmı bu teknolojilere erişip yaptıkları işleri bu teknolojilerle ileriye taşıyamazlarsa sosyal eşitsizlikleri artırma riskiyle de karşı karşıyayız. Dolayısıyla, ben üçüz dönüşüm olarak bu tartışmaları yapmanın, dijital, yeşil ve sosyal dönüşüm olarak meseleye bakmanın daha anlamlı olacağını ifade etmek istiyorum.”
HİT-30 PROGRAMI VE STRATEJİK HEDEFLER
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen projelere de değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, “Sanayi Bakanlığımızın burada HİT-30 programı var, somut olarak bu konuları önceliklendirdiği, 30 milyar dolarlık bir program. Bunun 3,1 milyar doları veri merkezi ve yapay zeka stratejik yatırımlarını desteklemek üzere planlanmış durumda. KOBİ’lere, start-up’lara çeşitli finansal kaynaklarla destekler sunuyoruz” bilgisini paylaştı.
“GERÇEK İNSANLARLA VE ETİK DEĞERLERLE BU ÇAĞI YAŞAYACAĞIZ”
Teknolojik gelişimin insani ve hukuki bir çerçevede ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Yapay zeka çağında da olsak gerçek insanlarla bu çağı yaşayacağız, gerçek, doğal zekalarla. Dolayısıyla, bütün bunların insanlığa, insanlığın etik değerlerine, refahına, özgürlüğüne, demokratik standartların gelişimine hizmet etmesi gerekiyor. Bir yandan tabii ki güvenlik ama diğer yandan yenilik, ilerleme. İkisini aynı anda başarmak durumundayız. Tek bir parametre ile hareket ederseniz işiniz kolay. Tek bir hedefiniz varsa her şeyi maksimize etmeye çalışırsınız. Asıl maharet de bu diye düşünüyorum.”
KAYNAK: AA
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)